Fetal redüksiyon çoğul gebeliklerde(üçüz ve üzeri) fetüs sayısını azaltarak diğer fetüsların yaşam şansını arttırmak amacıyla yapılan girişimdir. Fetal redüksiyon bebek sayısının azaltıldığı durumlarda kalan bebeklerin 24 hafta altı gebelik kaybı ve erken doğum riski redüksiyon yapılmayan çoğul gebeliklere göre azalmaktadır. Ancak fetal redüksiyon ile erken doğumun olmayacağını garanti etmez. Fetal redüksiyon işleminde ultrason kılavuzluğu yardımıyla iğne gebelik kesesine girilerek ve kese içindeki bebek ya da bebeklerin kalplerine KCl (potasyum klorur) verilerek kalpleri durdurulur. İğne giriş sayısı bebek sayısına bağlı olarak birden fazla olabilir. Bebeklerin kaçının kalp atımının durdurulacağı aile ile tartışılarak karar verilir. İşlem sonrası ek düşük riski yaklaşık 5% olup bu oran klinisyen tecrübesi, başlangıçtaki ve işlem sonrası kalan bebek sayısına bağlı değişir. İşlemin diğer riskleri vajinal yoldan su gelmesi(çoğu kez gebelik sorunsuz devam eder), kanama(genellikle kendiliğinden durur), enfeksiyon(ciddi bir durumdur ve gebeliğin sonlandırılması gerekir), iğnenin bebeğe değmesi ve zarar vermesi(günümüz tekniği ile bu olasılık çok azsa da, iğnenin bebeğe değmeyeceği garanti edilemez), kan uyuşmazlığı (Rh grup uyuşmazlığı olan gebelerde annede antikor oluşumunu önlemegirişimden sonra anne adayına Anti D uygulanır), annenin karın duvarında hematom (kan pıhtısı) (nadirdir ve çoğu kez kendiliğinden geçer) olup tecrübeli ellerde bu olasılıklar azdır.